Onkolojik Cerrahi

Mide Kanseri

Mide kanseri; mide iç yüzeyinden gelişen ve çoğunlukla adenokarsinom tipinde olan bir tümördür. H. pylori enfeksiyonu, kronik gastrit, atrofik gastrit ve diyet alışkanlıkları başlıca risk faktörleridir.

Genel Bakış

Tedavinin merkezinde cerrahi rezeksiyon (subtotal/total gastrektomi) ve geniş lenf nodu diseksiyonu yer alır. Lokal ileri vakalarda perioperatif kemoterapi sağkalımı belirgin biçimde arttırır.

Kimler İçin Uygundur?

  • Açıklanamayan dispepsi, erken doyma, bulantı ve kilo kaybı yakınması olanlar
  • Endoskopide şüpheli lezyon/biyopsi pozitifliği saptananlar
  • H. pylori pozitif, kronik gastrit takibinde risk artışı görülenler
  • Aile öyküsü ve genetik sendrom (CDH1) taşıyıcıları
  • Demir eksikliği anemisi olan ve üst GİS taraması gereken hastalar

Tedavi Süreci

  1. 1

    Ön Değerlendirme & Tanı

    Ayrıntılı öykü, fizik muayene ve gerekli görüntüleme/laboratuvar tetkikleriyle tanı doğrulanır ve hastalığın evresi netleştirilir.

  2. 2

    Plan & Hazırlık

    Anestezi konsültasyonu, kanama profili ve eşlik eden hastalıkların kontrolü yapılır; gerekirse multidisipliner konsey kararı alınır.

  3. 3

    Uygulama / Operasyon

    Hastaya en uygun teknikle (laparoskopik, robotik veya açık) işlem uygulanır; doku bütünlüğü ve onkolojik prensipler korunur.

  4. 4

    Takip & Kontrol

    Erken mobilizasyon, ağrı kontrolü ve yara takibi yapılır; taburculuk sonrası dikiş ve genel değerlendirme kontrolleri planlanır.

İyileşme ve Sonrası

Total gastrektomi sonrası beslenme kademeli olarak yeniden öğrenilir; küçük porsiyon ve sık öğün esastır.

Hastanede Kalış

5–10 gün

İyileşme Süresi

4–6 hafta

Kontrol

3 ayda bir, ilk 2 yıl

Mide kanseri, midenin iç yüzeyini döşeyen tabakadan (mukoza) başlayan ve zamanla mide duvarının daha derin katmanlarına, oradan da çevredeki lenf bezlerine ilerleyebilen bir tümördür. Olguların büyük çoğunluğu adenokarsinom tipindedir; yani mideyi kayganlaştıran salgıyı üreten bez hücrelerinden köken alır. Tedavinin merkezinde, hastalığın tamamen çıkarılabildiği durumlarda cerrahi yer alır; ancak günümüzde ameliyat çoğu hastada tek başına değil, kemoterapiyle birlikte kurgulanan bir planın parçası olarak uygulanır.

Bu sayfa, mide kanseri tanısı almış ya da bu yönde bir şüpheyle tetkik edilen hastalar ve hasta yakınları için hazırlanmıştır. Amaç, sürecin hangi basamaklardan oluştuğunu, ameliyat kararının neye bakılarak verildiğini ve mide ameliyatından sonraki yaşamın nasıl düzenlendiğini anlaşılır bir dille aktarmaktır. Kanser cerrahisinin genel ilkeleri, tümör konseyinin işleyişi ve evrelemenin mantığı onkolojik cerrahi sayfasında ayrıca ele alınmıştır.

Mide kanseri nedir ve ne kadar sık görülür?

Mide kanseri dünyada sık görülen kanserler arasındadır. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı küresel tahminlerine göre mide kanseri, tüm kanser tanılarının yaklaşık %4,9'unu oluşturarak beşinci sırada yer almış; kanser ölümlerinin ise yaklaşık %6,8'inden sorumlu olmuştur (Bray ve ark., 2024). Görülme sıklığı ülkeden ülkeye belirgin biçimde değişir; Doğu Asya ülkelerinde batı ülkelerine kıyasla çok daha sık rastlanır. Bu coğrafi fark, hem beslenme alışkanlıklarıyla hem de Helicobacter pylori enfeksiyonunun toplumdaki yaygınlığıyla ilişkilendirilir.

Tümörün midede nerede geliştiği tedavi planını doğrudan etkiler. Midenin yemek borusuyla birleştiği üst bölgeden (kardiya ve özofagogastrik bileşke) kaynaklanan tümörlerde ameliyatın kapsamı, yemek borusunun alt ucunu da içerecek biçimde genişleyebilir; bu durumda tedavi kararı yemek borusu kanseri yaklaşımlarıyla iç içe geçer. Midenin orta ve alt bölümünden (korpus, antrum) kaynaklanan tümörlerde ise midenin bir kısmının bırakılması çoğu zaman mümkündür.

Erken belirtiler neden siliktir, nelere dikkat edilmeli?

Mide kanserinin erken dönemdeki en belirgin özelliği, kendine özgü bir belirti vermemesidir. Hastalığın başlangıcında ortaya çıkan yakınmalar, toplumda çok yaygın görülen gastrit, ülser ya da basit hazımsızlık şikâyetlerinden ayırt edilemeyecek kadar siliktir. Bu nedenle ilaç kullanılarak geçiştirilen aylar, tanının gecikmesine yol açabilir. Aşağıdaki yakınmalar tek başına kanser anlamına gelmez; ancak birkaç haftadan uzun sürüyorsa ya da giderek ağırlaşıyorsa değerlendirilmeleri gerekir:

  • Geçmeyen ya da tekrarlayan hazımsızlık, midede dolgunluk ve şişkinlik hissi.
  • Erken doyma: her zamankinden çok daha az yemekle karnın dolduğunu hissetme.
  • İştahsızlık, özellikle et ve ağır yemeklere karşı isteksizlik.
  • Diyet yapmadığı hâlde istemsiz kilo kaybı.
  • Yutarken takılma hissi (tümör midenin üst bölümündeyse).
  • Bulantı, zaman zaman kusma; tümör mide çıkışını daraltıyorsa yenen yemeğin geri gelmesi.
  • Halsizlik ve çabuk yorulma ile birlikte, nedeni açıklanamayan kansızlık (demir eksikliği anemisi).
  • Siyah renkli, katran kıvamında dışkı veya kanlı kusma — bu, sindirim sisteminden kanama işaretidir.

Kırk yaşından sonra başlayan, ilaca rağmen geçmeyen mide yakınmaları ile açıklanamayan demir eksikliği anemisi, endoskopi yapılmasını gerektiren iki önemli başlıktır. Türkiye gibi mide kanseri sıklığının orta düzeyde olduğu ülkelerde toplumun tamamına yönelik bir tarama programı yoktur; bu nedenle tanı, çoğunlukla yakınması olan kişinin zamanında endoskopiye yönlendirilmesiyle konur.

Risk faktörleri nelerdir ve Helicobacter pylori'nin rolü nedir?

Mide kanseri tek bir nedene bağlı değildir; birden çok etkenin uzun yıllar içinde bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bilinen başlıca risk faktörleri şunlardır:

  • Helicobacter pylori (H. pylori) enfeksiyonu — midede uzun süreli iltihaba yol açan bir bakteri.
  • Kronik atrofik gastrit ve bunun zemininde gelişen bağırsak tipi hücre değişimi (intestinal metaplazi).
  • Sigara kullanımı.
  • Tuzlu, salamura, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu beslenme düzeni; taze sebze-meyvenin az tüketilmesi.
  • Birinci derece akrabalarda mide kanseri öyküsü.
  • CDH1 gibi kalıtsal gen değişiklikleri (nadir; ayrı bir başlıkta ele alınmıştır).
  • Daha önce mide ameliyatı geçirmiş olmak ve uzun süreli mide polipleri.
  • İleri yaş ve erkek cinsiyet.

H. pylori bu listedeki en çok araştırılmış etkendir. Bakteri mide iç yüzeyinde uzun süreli iltihaba yol açar; bu iltihap yıllar içinde mide bezlerinin körelmesine (atrofi) ve hücre yapısının değişmesine zemin hazırlayabilir. Bakterinin ilaç tedavisiyle temizlenmesinin (eradikasyon) mide kanseri riskini azaltıp azaltmadığı randomize çalışmalarla incelenmiştir. Altı randomize çalışmayı birleştiren bir meta-analizde, eradikasyon tedavisi alan 3.294 kişinin 51'inde (%1,6), kontrol grubundaki 3.203 kişinin ise 76'sında (%2,4) mide kanseri geliştiği bildirilmiştir (göreli risk 0,66; %95 güven aralığı 0,46-0,95). Aynı çalışmanın yazarları, kanıtın sınırlı ve orta düzeyde olduğunu, verilerin ağırlıklı olarak Asya toplumlarından geldiğini ve diğer toplumlara doğrudan aktarılamayacağını açıkça belirtmişlerdir (Ford ve ark., 2014).

Erken evre mide kanseri nedeniyle endoskopik olarak tedavi edilmiş hastalarda ise kanıt daha nettir. Randomize ve plasebo kontrollü bir çalışmada, ortalama 5,9 yıllık izlemde midenin başka bir bölgesinde yeni kanser gelişimi (metakron kanser) tedavi grubunda %7,2, plasebo grubunda %13,4 bulunmuştur (risk oranı 0,50; %95 güven aralığı 0,26-0,94) (Choi ve ark., 2018). Bu nedenle H. pylori saptandığında tedavi edilmesi önerilir. Ancak bu, H. pylori taşıyan herkesin mide kanseri olacağı anlamına gelmez; bakteri toplumda çok yaygındır ve taşıyıcıların büyük çoğunluğunda kanser gelişmez.

Tanı nasıl konur: endoskopi ve biyopsi

Mide kanseri tanısı yalnızca doku incelemesiyle kesinleşir. Bunun yolu üst sindirim sistemi endoskopisidir (gastroskopi): ucunda kamera bulunan ince ve bükülebilir bir cihazla yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının başlangıcı doğrudan görüntülenir. Şüpheli bir alan görüldüğünde buradan parça alınır (biyopsi) ve patoloji laboratuvarında incelenir. İşlem genellikle sakinleştirici ilaç eşliğinde, kısa sürede yapılır.

Patoloji raporu, tanının konmasının ötesinde tedavi planını da biçimlendirir. Raporda tümörün tipi (adenokarsinom, diffüz ya da intestinal tip), hücrelerin farklılaşma derecesi ve varsa taş yüzük hücreli görünüm belirtilir. Ayrıca ileri evre hastalıkta ilaç seçimini etkileyen HER2, PD-L1 ve mikrosatellit kararsızlık (MSI) gibi moleküler testler istenebilir. Bu testlerin sonuçlanması birkaç iş günü ile birkaç hafta arasında sürebilir.

Evreleme: ameliyat kararı hangi tetkiklere dayanır?

Tanı konduktan sonra hastalığın ne kadar yayıldığının belirlenmesi gerekir. Buna evreleme denir ve ameliyat kararının dayanağıdır. Mide kanserinde sık kullanılan tetkikler ve ne işe yaradıkları şöyledir:

  • Kontrastlı bilgisayarlı tomografi (BT): göğüs, karın ve leğen kemiği bölgesini tarar; tümörün komşu organlarla ilişkisini ve karaciğer gibi uzak organlara yayılım olup olmadığını gösterir.
  • Endoskopik ultrasonografi (EUS): endoskopun ucundaki ultrason probu ile tümörün mide duvarında ne kadar derine indiği ve çevre lenf bezlerinin durumu değerlendirilir. Özellikle erken evre olabileceği düşünülen olgularda ve ameliyat öncesi kemoterapi kararında yol göstericidir.
  • PET-BT: seçilmiş hastalarda uzak yayılım taraması amacıyla istenir; her hastada gerekmez ve bazı mide kanseri tiplerinde duyarlılığı sınırlıdır.
  • Tanısal laparoskopi: karın içinin küçük deliklerden kamerayla doğrudan gözlenmesidir. Görüntülemeyle fark edilemeyecek kadar küçük karın zarı yayılımlarını (peritoneal yayılım) saptamak ve karın içi sıvıdan hücre incelemesi (sitoloji) için yapılır. Lokal ileri görünen olgularda, gereksiz bir büyük ameliyattan kaçınmayı sağlayabilir.

Sonuçlar TNM sistemine göre birleştirilir: T tümörün mide duvarındaki derinliğini, N tutulan bölgesel lenf bezi sayısını, M uzak organ yayılımını gösterir. Bu üç ölçütün bir araya gelmesiyle evre belirlenir ve tedavi sırası buna göre kurulur. Evreleme tetkiklerinin tamamlanması ve tümör konseyinde değerlendirilmesi genellikle bir ila iki hafta sürer; bu süre kaybedilmiş zaman değil, doğru planın kurulması için gereken zamandır.

Ameliyattan önce kemoterapi neden veriliyor?

Erken evre olmayan, yani tümörün mide duvarında belirli bir derinliğe ulaştığı ya da lenf bezi tutulumu düşünülen hastalarda tedaviye çoğunlukla ameliyatla değil, kemoterapiyle başlanır. Buna perioperatif (ameliyat çevresi) kemoterapi denir: ilaç tedavisinin bir bölümü ameliyattan önce, bir bölümü ameliyattan sonra uygulanır. Bu yaklaşımın gerekçesi üç başlıkta toplanır: tümörü küçültüp tam çıkarılma olasılığını artırmak, gözle görülmeyen mikroskobik yayılımı erken dönemde tedavi etmek ve hastanın ilaç tedavisini ameliyat öncesindeki daha iyi genel durumunda alabilmesini sağlamak.

Bu yaklaşımın dayanağı randomize çalışmalardır. Ameliyat edilebilir mide ve alt yemek borusu adenokarsinomunda perioperatif kemoterapiyi tek başına ameliyatla karşılaştıran MAGIC çalışmasında beş yıllık sağkalım kemoterapi kolunda %36, yalnızca ameliyat kolunda %23 bulunmuştur (ölüm için risk oranı 0,75; %95 güven aralığı 0,60-0,93) (Cunningham ve ark., 2006). Daha sonra yürütülen FLOT4 çalışmasında ise güncel bir ilaç şeması (FLOT) eski şemayla karşılaştırılmış ve ortanca genel sağkalım 50 aya karşı 35 ay bulunmuştur (risk oranı 0,77; %95 güven aralığı 0,63-0,94) (Al-Batran ve ark., 2019). Bu sonuçlar ışığında lokal ileri, ameliyat edilebilir olgularda perioperatif kemoterapi güncel kılavuzlarda önerilen yaklaşımdır (Lordick ve ark., ESMO 2022).

Ameliyat: subtotal mi, total gastrektomi mi?

Mide kanseri ameliyatının adı gastrektomidir ve iki temel biçimi vardır. Hangisinin uygulanacağı, tümörün midedeki yerine ve yayılımına göre belirlenir; hastanın tercihiyle ya da ameliyatın "büyüklüğüyle" ilgili bir karar değildir. Belirleyici olan, tümörün üst kenarından yeterli sağlam doku payı bırakılarak çıkarılabilmesidir.

Mide kanserinde uygulanan iki temel ameliyat türü ve belirleyicileri
AmeliyatNe yapılırGenellikle hangi durumdaSindirim yolu nasıl kurulur
Subtotal (distal) gastrektomiMidenin alt ve orta bölümü tümörle birlikte çıkarılır, üst bölüm bırakılır.Tümör midenin alt ya da orta kısmındaysa ve üst kenardan yeterli sağlam doku payı bırakılabiliyorsa.Geride kalan mide, ince bağırsağa ağızlaştırılır.
Total gastrektomiMidenin tamamı çıkarılır.Tümör midenin üst bölümündeyse, yaygın yerleşimliyse ya da diffüz tipte mide duvarına yayılmışsa.Yemek borusu doğrudan ince bağırsağa ağızlaştırılır (Roux-en-Y rekonstrüksiyonu).

Her iki ameliyatta da midenin çevresindeki yağ dokusu (omentum) ve bölgesel lenf bezleri tümörle birlikte, tek parça hâlinde çıkarılır. Ameliyat süresi genellikle 3-5 saat, hastanede kalış ise çoğunlukla 5-10 gün aralığındadır; bu süreler ameliyatın kapsamına, uygulanan yönteme ve hastanın genel durumuna göre değişir. Erken evre, yüzeyel yerleşimli seçilmiş tümörlerde ise cerrahi yerine endoskopik submukozal diseksiyon (ESD) gibi endoskopik yöntemler gündeme gelebilir; bu, ancak katı ölçütler karşılanıyorsa ve deneyimli merkezlerde geçerli bir seçenektir.

D2 lenf nodu diseksiyonu nedir, neden standarttır?

Mide kanseri en sık, çevresindeki lenf bezlerine yayılır. Bu nedenle ameliyatın kalitesi yalnızca midenin çıkarılmasıyla değil, lenf bezlerinin ne kadar geniş ve düzenli bir haritaya göre temizlendiğiyle de ölçülür. D1 diseksiyon midenin hemen komşuluğundaki lenf bezlerini kapsar; D2 diseksiyon ise buna ek olarak mideyi besleyen ana damarların çevresindeki lenf bezlerini de içerir. Uluslararası kılavuzlarda, ameliyat edilebilir mide kanserinde D2 diseksiyon standart yaklaşım olarak tanımlanır (Japon Mide Kanseri Derneği, 2021 kılavuzu; Lordick ve ark., ESMO 2022).

Bu standardın dayanağı, Hollanda'da yürütülen ve küratif amaçla ameliyat edilen 711 hastanın ortanca 15,2 yıl izlendiği randomize D1D2 çalışmasıdır. Uzun dönem sonuçlarında yerel nüks D1 grubunda %22, D2 grubunda %12; bölgesel nüks ise sırasıyla %19 ve %13 bulunmuştur. Mide kanserine bağlı ölüm oranı D1 grubunda %48, D2 grubunda %37'dir. Buna karşılık genel 15 yıllık sağkalımdaki fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır (%21'e karşı %29; p=0,34). Aynı çalışmada D2 grubunda ameliyata bağlı ölüm oranı belirgin biçimde daha yüksek çıkmıştır (%10'a karşı %4) (Songun ve ark., 2010).

Bu son bulgu, D2 diseksiyonun kayıtsız şartsıza yapılacak bir işlem olmadığını gösterir. Çalışmanın yazarları da yorumlarında, dalağın ve pankreas kuyruğunun korunduğu güncel D2 tekniğiyle bu riskin azaldığını ve yöntemin yüksek hacimli merkezlerde önerildiğini belirtmişlerdir. Yani D2 diseksiyonun katkısı, ameliyatın deneyimli bir ekipçe ve uygun teknikle yapılmasına bağlıdır. Hastanın patoloji raporunda çıkarılan ve incelenen lenf bezi sayısını görebilmesi, ameliyatın onkolojik yeterliliğini değerlendirmede somut bir ölçüttür.

Kapalı (laparoskopik veya robotik) ameliyat mümkün mü?

Mide kanseri ameliyatları, uygun olgularda karın duvarına açılan küçük deliklerden, kamera ve ince aletlerle yapılabilir. Bu yöntemlerin genel işleyişi laparoskopik ve robotik cerrahi sayfasında anlatılmıştır. Mide kanserine özgü soru ise şudur: kapalı yöntem, açık ameliyatla aynı onkolojik sonucu veriyor mu?

Erken evre (evre I) mide kanserinde yanıt olumludur. KLASS-01 randomize çalışmasında laparoskopik distal gastrektomi ile açık distal gastrektomi karşılaştırılmış ve beş yıllık genel sağkalım %94,2'ye karşı %93,3 bulunmuştur (Kim ve ark., 2019). Lokal ileri hastalıkta ise sonuçlar daha dikkatli okunmalıdır. CLASS-01 çalışmasının beş yıllık sonuçlarında laparoskopik grupta genel sağkalım %72,6, açık grupta %76,3'tür; aradaki fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır (risk oranı 1,17; %95 güven aralığı 0,93-1,48; p=0,19). Çalışmanın yazarları bu sonucu, deneyimli cerrahlarca ve yüksek hacimli uzmanlaşmış merkezlerde yapıldığında geçerli olan bir bulgu olarak sunmuştur (Huang ve ark., 2022).

Robotik gastrektomi için elde edilen randomize kanıt ise daha sınırlıdır. D2 gastrektomi uygulanan 60 hastanın değerlendirildiği tek merkezli randomize bir çalışmada, robotik ve açık ameliyat çıkarılan ortalama lenf bezi sayısı bakımından benzer bulunmuş; robotik ameliyatın süresi ise belirgin biçimde daha uzun olmuştur (Ribeiro ve ark., 2022). Bugünkü kanıt düzeyiyle robotik yöntem, uygun olgularda kullanılabilen bir seçenek olarak değerlendirilir; açık cerrahiye onkolojik üstünlüğü gösterilmiş değildir. Yöntem seçimi tümörün evresine, hastanın önceki ameliyatlarına ve genel durumuna göre kişiye özel yapılır.

Ameliyattan sonra iyileşme süreci nasıl ilerler?

Gastrektomi sonrası bakım, günümüzde ERAS (ameliyat sonrası hızlandırılmış iyileşme) ilkeleriyle yürütülür. Bu yaklaşımın özü, uzun süre aç bırakma ve yatak istirahati yerine erken hareket ve kademeli erken beslenmeyi öne almaktır; mide cerrahisi için ayrı bir uzlaşı kılavuzu yayımlanmıştır (Mortensen ve ark., 2014). Tipik akış şöyle ilerler:

  • Ameliyat günü: ağrının çok yönlü ilaç şemasıyla kontrolü, solunum egzersizleri, yatak içinde hareket.
  • 1. gün: yardımla ayağa kalkma ve koridorda kısa yürüyüşler; genellikle berrak sıvıların başlanması.
  • 2.-4. gün: sıvıdan yumuşak gıdaya kademeli geçiş, bağırsak hareketinin izlenmesi, damar yolu sıvılarının azaltılması.
  • 4.-8. gün: varsa drenlerin ve sondanın kademeli çıkarılması, beslenme eğitiminin verilmesi, taburculuk planının hazırlanması.

Taburculuk sonrası ilk kontrol genellikle 7-10. günde planlanır. Günlük yaşama dönüş çoğu hastada 4-6 hafta içinde olur; ağır kaldırma yaklaşık 6 hafta boyunca önerilmez. Ameliyat sonrası kemoterapinin planlandığı hastalarda tedavinin ne zaman başlayacağı, yara iyileşmesi ve beslenme durumu değerlendirilerek belirlenir.

Mide ameliyatından sonra beslenme nasıl düzenlenir?

Bu, hastaların en çok merak ettiği başlıktır ve yanıtı nettir: mide alındıktan sonra da yemek yenir, ancak yeme biçimi yeniden öğrenilir. Midenin depolama işlevi azaldığı ya da tamamen ortadan kalktığı için tek seferde alınan miktar küçülür. Temel ilkeler şunlardır:

  • Küçük porsiyonlar hâlinde, günde 6-8 kez beslenme. Üç ana öğün düzeni yerine sık ve az yeme esastır.
  • Yavaş yeme ve iyi çiğneme; öğünlerin en az 20-30 dakikaya yayılması.
  • Sıvıları öğünle birlikte değil, öğünler arasında içme. Öğün sırasında içilen sıvı erken doymaya yol açar.
  • Protein alımına öncelik verme; kilo kaybını sınırlamak için her öğünde protein bulundurma.
  • Şekerli ve çok tatlı gıdalardan kaçınma. Bunlar dumping sendromu adı verilen tabloyu tetikleyebilir: yemekten kısa süre sonra çarpıntı, terleme, halsizlik, karın krampları ve ishal.
  • Yemekten sonra bir süre dik oturma; hemen uzanmama.
  • Düzenli tartılma ve kilo seyrinin kaydedilmesi. Sürekli kilo kaybı, beslenme planının gözden geçirilmesini gerektirir.

B12 vitamini bu tablonun ayrı bir başlığıdır. B12'nin bağırsaktan emilebilmesi için midenin ürettiği intrensek faktör adlı maddeye ihtiyaç vardır. Mide çıkarıldığında bu madde de ortadan kalkar ve ağızdan alınan B12 yeterince emilemez. Total gastrektomi yapılan 2.627 hastayı kapsayan 14 çalışmanın birleştirildiği bir meta-analizde, ameliyat sonrası B12 eksikliği sıklığı %48,8 (%95 güven aralığı %32,4-65,2) olarak bildirilmiştir; en sık görülen belirtiler kansızlık, çabuk yorulma, ellerde-ayaklarda üşüme, uyuşma ve baş dönmesidir (Bahardoust ve ark., 2024). Bu nedenle total gastrektomi sonrasında B12'nin ömür boyu, genellikle kas içi enjeksiyon yoluyla düzenli olarak yerine konması gerekir. Demir, kalsiyum ve D vitamini düzeyleri de takip edilir ve gerektiğinde desteklenir.

Ameliyattan sonra takip nasıl yapılır?

Mide kanseri tedavisi ameliyatla bitmez; düzenli takip tedavinin parçasıdır. Takibin iki amacı vardır: olası bir nüksü erken saptamak ve ameliyata bağlı beslenme sorunlarını yönetmek. Kılavuzlarda tanımlanan genel çerçeve, ilk iki yıl daha sık, sonraki yıllarda seyrelen aralıklarla kontrol biçimindedir; sıklık ve içerik hastanın evresine ve aldığı tedaviye göre kişiselleştirilir (Lordick ve ark., ESMO 2022). Kontrollerde tipik olarak muayene, kilo ve beslenme durumunun değerlendirilmesi, kan tetkikleri (tam kan sayımı, B12, demir, D vitamini), gerektiğinde görüntüleme ve seçilmiş hastalarda endoskopi yer alır.

Sağkalıma ilişkin sayılar hastalığın evresine göre çok geniş bir aralıkta değişir ve tek bir rakamla ifade edilemez. Sayfada aktarılan oranlar, adı geçen çalışmaların hasta gruplarına ait ortalama değerlerdir. Kendi durumunuza ilişkin beklentiyi, ancak patoloji raporunuzu ve evrelemenizi gören hekiminiz sizinle konuşabilir. Hiçbir tedavi kesin iyileşme güvencesi vermez; buna karşılık zamanında tanı, uygun kapsamda cerrahi ve eksiksiz uygulanan ek tedaviler sonucu etkileyen en önemli değiştirilebilir etkenlerdir.

Ailede mide kanseri varsa ne yapılmalı?

Birinci derece akrabalarda mide kanseri öyküsü riski bir miktar artırır; ancak bu, mutlaka kalıtsal bir gen değişikliği olduğu anlamına gelmez. Ailesel yığılmanın büyük bölümü ortak çevresel etkenlerle (beslenme alışkanlıkları, H. pylori'nin aile içi bulaşı, sigara) açıklanır. Bu ailelerde H. pylori taranması ve yakınması olan bireylerin erken endoskopiye yönlendirilmesi makul bir yaklaşımdır.

Bunun dışında, nadir görülen kalıtsal diffüz mide kanseri (HDGC) tablosu vardır ve çoğunlukla CDH1 genindeki değişikliklerle ilişkilidir. Bu tanının düşünüldüğü ailelerde genetik danışmanlık, gen testi ve taşıyıcılarda düzenli endoskopik izlem ile risk azaltıcı total gastrektominin tartışılması uluslararası uzlaşı kılavuzlarında tanımlanmıştır (Blair ve ark., 2020). Karar, genetik uzmanı ve cerrahın birlikte yürüttüğü ayrıntılı bir değerlendirmeyle verilir; genel toplum için önerilen bir uygulama değildir.

Değerlendirme ve randevu

Mide kanseri şüphesi ya da tanısı olan bir hastanın değerlendirilmesinde endoskopi ve patoloji raporu, varsa görüntüleme sonuçları (BT, PET-BT) ile kullanılan ilaçların listesi belirleyicidir. Bu belgelerle gelinmesi, ilk görüşmede sürecin bütününün konuşulabilmesini sağlar. Değerlendirme için randevu oluşturabilir, muayenehanenin Ankara Çankaya'daki Çukurambar adresine ulaşım ve iletişim bilgilerine iletişim sayfasından erişebilirsiniz. Ameliyatlar hastane koşullarında gerçekleştirilir; muayenehanede değerlendirme, planlama ve ameliyat sonrası takip yapılır.

Ödeme seçenekleri ve anlaşmalı kurumlar hakkında bilgi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.

Kaynaklar, tıbbi feragat ve içerik sorumluluğu

  1. Bray F, Laversanne M, Sung H, ve ark. Global cancer statistics 2022: GLOBOCAN estimates of incidence and mortality worldwide for 36 cancers in 185 countries. CA Cancer J Clin. 2024;74(3):229-263. doi:10.3322/caac.21834 (PMID: 38572751)
  2. Lordick F, Carneiro F, Cascinu S, ve ark. Gastric cancer: ESMO Clinical Practice Guideline for diagnosis, treatment and follow-up. Ann Oncol. 2022;33(10):1005-1020. doi:10.1016/j.annonc.2022.07.004 (PMID: 35914639)
  3. Japanese Gastric Cancer Association. Japanese Gastric Cancer Treatment Guidelines 2021 (6th edition). Gastric Cancer. 2023;26(1):1-25. doi:10.1007/s10120-022-01331-8 (PMID: 36342574)
  4. Songun I, Putter H, Kranenbarg EM, Sasako M, van de Velde CJ. Surgical treatment of gastric cancer: 15-year follow-up results of the randomised nationwide Dutch D1D2 trial. Lancet Oncol. 2010;11(5):439-449. doi:10.1016/S1470-2045(10)70070-X (PMID: 20409751)
  5. Cunningham D, Allum WH, Stenning SP, ve ark. Perioperative chemotherapy versus surgery alone for resectable gastroesophageal cancer. N Engl J Med. 2006;355(1):11-20. doi:10.1056/NEJMoa055531 (PMID: 16822992)
  6. Al-Batran SE, Homann N, Pauligk C, ve ark. Perioperative chemotherapy with fluorouracil plus leucovorin, oxaliplatin, and docetaxel versus fluorouracil or capecitabine plus cisplatin and epirubicin for locally advanced, resectable gastric or gastro-oesophageal junction adenocarcinoma (FLOT4): a randomised, phase 2/3 trial. Lancet. 2019;393(10184):1948-1957. doi:10.1016/S0140-6736(18)32557-1 (PMID: 30982686)
  7. Kim HH, Han SU, Kim MC, ve ark. Effect of Laparoscopic Distal Gastrectomy vs Open Distal Gastrectomy on Long-term Survival Among Patients With Stage I Gastric Cancer: The KLASS-01 Randomized Clinical Trial. JAMA Oncol. 2019;5(4):506-513. doi:10.1001/jamaoncol.2018.6727 (PMID: 30730546)
  8. Huang C, Liu H, Hu Y, ve ark. Laparoscopic vs Open Distal Gastrectomy for Locally Advanced Gastric Cancer: Five-Year Outcomes From the CLASS-01 Randomized Clinical Trial. JAMA Surg. 2022;157(1):9-17. doi:10.1001/jamasurg.2021.5104 (PMID: 34668963)
  9. Ribeiro U Jr, Dias AR, Ramos MFKP, ve ark. Short-Term Surgical Outcomes of Robotic Gastrectomy Compared to Open Gastrectomy for Patients with Gastric Cancer: a Randomized Trial. J Gastrointest Surg. 2022;26(12):2477-2485. doi:10.1007/s11605-022-05448-0 (PMID: 36127557)
  10. Ford AC, Forman D, Hunt RH, Yuan Y, Moayyedi P. Helicobacter pylori eradication therapy to prevent gastric cancer in healthy asymptomatic infected individuals: systematic review and meta-analysis of randomised controlled trials. BMJ. 2014;348:g3174. doi:10.1136/bmj.g3174 (PMID: 24846275)
  11. Choi IJ, Kook MC, Kim YI, ve ark. Helicobacter pylori Therapy for the Prevention of Metachronous Gastric Cancer. N Engl J Med. 2018;378(12):1085-1095. doi:10.1056/NEJMoa1708423 (PMID: 29562147)
  12. Blair VR, McLeod M, Carneiro F, ve ark. Hereditary diffuse gastric cancer: updated clinical practice guidelines. Lancet Oncol. 2020;21(8):e386-e397. doi:10.1016/S1470-2045(20)30219-9 (PMID: 32758476)
  13. Mortensen K, Nilsson M, Slim K, ve ark. Consensus guidelines for enhanced recovery after gastrectomy: Enhanced Recovery After Surgery (ERAS) Society recommendations. Br J Surg. 2014;101(10):1209-1229. doi:10.1002/bjs.9582 (PMID: 25047143)
  14. Bahardoust M, Mousavi S, Ziafati H, ve ark. Vitamin B12 deficiency after total gastrectomy for gastric cancer, prevalence, and symptoms: a systematic review and meta-analysis. Eur J Cancer Prev. 2024;33(3):208-216. doi:10.1097/CEJ.0000000000000838 (PMID: 37669168)

Sıkça Sorulan Sorular

Midem alınırsa normal yemek yiyebilir miyim?

Evet, yemek yenir; ancak yeme biçimi değişir. Midenin depolama işlevi azaldığı için tek seferde alınan miktar küçülür. Küçük porsiyonlarla günde 6-8 öğün, yavaş yeme, sıvıları öğün aralarında içme ve şekerli gıdalardan kaçınma temel ilkelerdir. Zamanla porsiyon ve çeşitlilik artar. Beslenme planının bir diyetisyenle birlikte kurulması bu dönemde belirgin fayda sağlar.

Mide alındıktan sonra neden ömür boyu B12 iğnesi gerekiyor?

B12 vitamininin bağırsaktan emilebilmesi için midenin ürettiği intrensek faktör adlı maddeye ihtiyaç vardır; mide çıkarıldığında bu madde de ortadan kalkar ve ağızdan alınan B12 yeterince emilemez. Total gastrektomi yapılan hastaları inceleyen 2024 tarihli bir meta-analizde B12 eksikliği sıklığı %48,8 bildirilmiştir. Bu nedenle B12 genellikle kas içi enjeksiyonla düzenli olarak yerine konur; dozu ve sıklığı kan düzeylerine göre belirlenir.

Helicobacter pylori taşıyorsam mide kanseri olur muyum?

Hayır. H. pylori toplumda çok yaygındır ve taşıyıcıların büyük çoğunluğunda mide kanseri gelişmez. Bakteri bir risk faktörüdür, kesin bir neden değildir. Saptandığında tedavi edilmesi önerilir; randomize çalışmaların meta-analizinde eradikasyon tedavisinin mide kanseri riskini azalttığı bildirilmiş, ancak kanıtın sınırlı olduğu ve ağırlıklı olarak Asya toplumlarından geldiği belirtilmiştir.

Ameliyattan önce neden kemoterapi veriliyor, doğrudan ameliyat olamaz mıyım?

Erken evre olmayan olgularda tedaviye kemoterapiyle başlamak, tümörü küçülterek tam çıkarılma olasılığını artırmayı ve gözle görülmeyen mikroskobik yayılımı erken tedavi etmeyi amaçlar. MAGIC ve FLOT4 randomize çalışmaları bu yaklaşımın sağkalıma katkısını göstermiştir. Sıralamanın nasıl olacağı evrenize ve genel durumunuza göre tümör konseyinde belirlenir; erken evre olgularda doğrudan ameliyat da uygulanabilir.

D2 lenf nodu diseksiyonu ne demek, neden önemli?

Mide kanseri en sık çevresindeki lenf bezlerine yayılır. D2 diseksiyon, midenin komşuluğundaki lenf bezlerine ek olarak mideyi besleyen ana damarların çevresindeki bezlerin de tanımlı bir haritaya göre çıkarılmasıdır ve kılavuzlarda standart yaklaşımdır. Hollanda D1D2 çalışmasının 15 yıllık sonuçlarında D2 grubunda yerel nüks ve mide kanserine bağlı ölüm daha düşük; buna karşılık ameliyata bağlı ölüm daha yüksek bulunmuştur. Bu nedenle işlemin deneyimli bir ekipçe, dalak koruyucu güncel teknikle yapılması belirleyicidir.

Kapalı ameliyat açık ameliyat kadar güvenli mi?

Evre I mide kanserinde KLASS-01 randomize çalışması laparoskopik ve açık distal gastrektomi arasında beş yıllık sağkalım farkı göstermemiştir (%94,2'ye karşı %93,3). Lokal ileri hastalıkta CLASS-01 çalışmasının beş yıllık sonuçlarında da anlamlı fark bulunmamış (%72,6'ya karşı %76,3), ancak bu sonucun deneyimli cerrahlar ve yüksek hacimli merkezler için geçerli olduğu vurgulanmıştır. Robotik yöntem için randomize kanıt daha sınırlıdır ve açık cerrahiye onkolojik üstünlüğü gösterilmemiştir.

Yemekten sonra çarpıntı, terleme ve ishal oluyor, normal mi?

Bu tablo dumping sendromu olabilir; mide ameliyatlarından sonra, özellikle şekerli veya çok tatlı gıdalar hızla ince bağırsağa geçtiğinde ortaya çıkar. Küçük porsiyonlar, sıvıların öğün aralarında içilmesi, basit şekerlerden kaçınma ve yemek sonrası bir süre dik oturma çoğu hastada yakınmayı azaltır. Şikâyet sürüyorsa beslenme planınızın gözden geçirilmesi için hekiminize bildirin.

Ameliyattan sonra ne sıklıkta kontrole gelmem gerekir?

Kılavuzlarda tanımlanan genel çerçeve, ilk iki yıl daha sık, sonraki yıllarda seyrelen aralıklarla kontrol biçimindedir. Kontrollerde muayene, kilo ve beslenme durumunun değerlendirilmesi, kan tetkikleri, gerektiğinde görüntüleme ve seçilmiş hastalarda endoskopi yer alır. Sıklık ve içerik evrenize ve aldığınız tedaviye göre kişiselleştirilir; kendi programınızı hekiminiz belirler.

Ailemde mide kanseri var, test yaptırmalı mıyım?

Birinci derece akrabalarda mide kanseri öyküsü riski bir miktar artırır; ancak bunun büyük bölümü ortak çevresel etkenlerle açıklanır ve mutlaka kalıtsal bir gen değişikliği anlamına gelmez. Bu ailelerde H. pylori taranması ve yakınması olanların erken endoskopiye yönlendirilmesi makul bir yaklaşımdır. Nadir görülen kalıtsal diffüz mide kanseri (CDH1) düşünülen ailelerde ise genetik danışmanlık ve gen testi gündeme gelir; bu karar genel toplum için değil, ölçütleri karşılayan ailelere özeldir.

Bu sayfadaki tıbbi bilgiler Prof. Dr. Vahit Onur Gül tarafından incelenmiştir. Son güncelleme: 31 Temmuz 2026.
Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; muayene, tanı veya tedavi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için hekiminize başvurun.
İçerik sorumlusu / site editörü: vahitonurgul@hotmail.com