Tiroid kanseri, boynun ön alt bölümünde yer alan ve vücudun çalışma hızını düzenleyen hormonları üreten tiroid bezinden köken alan bir kanserdir. Tanı konduğunda ilk duyulan sözcük "kanser" olduğu için endişe kaçınılmazdır; buna karşılık tiroid kanseri, bu başlık altında toplanan hastalıkların çoğunda yavaş seyreden ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu sayfa, tiroid nodülünden kanser tanısına, ameliyat kararından ameliyat sonrası izleme kadar sürecin her adımının hangi kanıta dayandığını, abartmadan ve küçümsemeden anlatmayı amaçlar.
Prof. Dr. Vahit Onur Gül genel cerrahi uzmanıdır; tiroid cerrahisi genel cerrahinin kapsamındaki bir alandır. Değerlendirme ve planlama görüşmeleri Ankara Çankaya'daki Çukurambar kliniğinde yapılır. Radyoaktif iyot tedavisi, hormon dozunun ayarlanması ve ileri evre hastalıkta sistemik tedavi kararları ise nükleer tıp, endokrinoloji ve medikal onkoloji bölümlerince verilir. Tiroid cerrahisinin genel kapsamı tiroid cerrahisi sayfasında, iyi huylu nodüllerin izlemi ise tiroid nodülleri sayfasında ayrıca anlatılmıştır.
Tiroid kanserinin tipleri nelerdir ve neden hepsi aynı değildir?
"Tiroid kanseri" tek bir hastalık değildir. Aynı bezden köken alan, ancak davranışları birbirinden çok farklı olan tümörleri kapsar. Bu ayrım hem tedavi planını hem beklentiyi belirler.
| Tip | Köken ve davranış | Tedavinin ana hattı |
|---|---|---|
| Papiller karsinom | En sık görülen tiptir; foliküler hücrelerden köken alır. Genellikle yavaş seyreder ve öncelikle boyun lenf bezlerine yayılır | Cerrahi; seçilmiş hastalarda radyoaktif iyot; levotiroksin ve düzenli izlem |
| Foliküler karsinom | Foliküler hücrelerden köken alır; lenf bezlerinden çok kan yoluyla akciğer ve kemiğe yayılma eğilimi gösterir | Cerrahi; radyoaktif iyot gereksinimi daha sık gündeme gelir |
| Onkositik (Hürthle hücreli) karsinom | Foliküler hücre kökenli ayrı bir tümör grubudur; radyoaktif iyodu daha az tutabilir | Cerrahi ağırlıklıdır; izlem tiroglobulin ve görüntülemeye dayanır |
| Medüller karsinom | Kalsitonin üreten C hücrelerinden köken alır; bir bölümü kalıtsaldır ve RET geniyle ilişkilidir | Cerrahi; radyoaktif iyot etkili değildir. Kalsitonin ve CEA ile izlem, genetik değerlendirme |
| Anaplastik karsinom | Nadirdir, hızlı büyür ve saldırgan seyreder; diğer tiplerle aynı çerçevede değerlendirilemez | Acil, çok disiplinli ve kişiye özel planlama gerektirir |
Patoloji raporunda karşılaşılabilecek bir başka tanım da NIFTP'dir. 2016'da yayımlanan uluslararası bir uzlaşı çalışmasıyla, papiller karsinomun kapsüllü foliküler varyantı olarak adlandırılan ve son derece sakin seyreden bir grup tümör, "papiller benzeri çekirdek özellikleri gösteren invaziv olmayan foliküler tiroid neoplazisi" (NIFTP) adıyla kanser başlığından çıkarılmıştır. Bu adlandırma değişikliğinin amacı, sakin seyreden tümörlerin gereğinden yoğun tedavi görmesini önlemektir. Raporunda bu ifade geçen bir hasta için tedavi ve izlem planı, klasik papiller karsinomdan daha sınırlıdır.
Tiroid kanserinin belirtileri nelerdir?
Tiroid kanserlerinin çoğu belirti vermez. Çok sayıda olgu, başka bir nedenle çekilen boyun ultrasonografisi, tomografi ya da damar görüntülemesi sırasında rastlantısal olarak bulunur. Belirti verdiğinde en sık karşılaşılan bulgular şunlardır:
- Boynun ön kısmında ele gelen, yutkunmayla yukarı aşağı hareket eden şişlik
- Boyun yan tarafında ele gelen, geçmeyen lenf bezi büyümesi
- Sesin kalıcı biçimde kısılması ya da tonunun değişmesi
- Yutma güçlüğü veya boğazda takılma hissi
- Nefes darlığı, özellikle sırtüstü yatınca artan solunum sıkıntısı
- Boyunda geçmeyen, kulağa vuran künt ağrı
Tiroid nodülü olan kişilerde bu bulguların yokluğu güven verir ama tek başına yeterli değildir: toplumda tiroid nodülü çok yaygındır ve nodüllerin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Kanser olasılığı bulunan azınlığı ayırmak için ultrasonografi ve gerektiğinde biyopsi kullanılır.
Tiroid kanseri gerçekten "iyi" bir kanser midir?
Bu soruya verilen iki uç yanıt da doğru değildir. Bir yanda "tiroid kanseri kanser sayılmaz" rahatlığı, diğer yanda tanı sözcüğünün yarattığı orantısız korku vardır. Kanıtlar ikisinin arasını göstermektedir.
Bir yanda aşırı tanı sorunu vardır. ABD verilerinin incelendiği bir çalışmada tiroid kanseri insidansı 1975'ten 2009'a yüz binde 4,9'dan 14,3'e çıkmış, artışın neredeyse tamamı papiller kansere ait olmuş (yüz binde 3,4'ten 12,5'e), buna karşılık tiroid kanserine bağlı ölüm hızı aynı dönemde yaklaşık yüz binde 0,5 düzeyinde sabit kalmıştır. Yazarlar bu tabloyu "hastalık salgını değil, tanı salgını" olarak yorumlamıştır. Aynı yönde, uluslararası verileri değerlendiren bir başka yayın da dünya çapında artan tiroid kanseri insidansında aşırı tanının payının büyüdüğünü savunmuştur. Aşırı tanı, kişinin yaşamı boyunca hiçbir sorun çıkarmayacak bir tümöre tanı konması ve tedavi uygulanması demektir.
Öte yanda, artışın tümüyle aşırı tanıya bağlanamayacağını gösteren veriler vardır. SEER kayıtlarında 1974-2013 arasında tanı alan 77.276 hastanın incelendiği çalışmada, tiroid kanseri insidansı yılda ortalama %3,6 artmış; papiller kanser insidansı yalnızca sınırlı hastalıkta değil bölgesel ve uzak evrede de yükselmiştir. Daha önemlisi, 1994-2013 arasında insidansa dayalı ölüm hızı yılda %1,1 (%95 GA 0,6-1,6), uzak evre papiller kanserde ise yılda %2,9 (%95 GA 1,1-4,7) artmıştır. Yazarların sonucu, bulguların ABD'de tiroid kanserinde gerçek bir artışla da uyumlu olduğudur.
Bu iki bulgu birbirini çürütmez; birlikte okunduğunda dürüst tablo ortaya çıkar. Küçük, sınırlı papiller kanserlerin çoğunluğu sakin seyreder ve bu hastalarda amaç gereğinden fazla tedaviden kaçınmaktır. Aynı zamanda ileri evre hastalık, anaplastik tip ve boyun dışına yayılım gösteren olgular gerçek ve ciddi hastalıklardır. Bu nedenle her hastaya aynı yoğunlukta tedavi uygulanmaz; risk düzeyine göre kişiselleştirilmiş bir plan kurulur. Kesin bir iyileşme ya da kür vaadi hiçbir kanser türünde yapılamaz.
Nodülden tanıya: ultrasonografi ve TIRADS ne işe yarar?
Tiroid değerlendirmesinin ilk ve en önemli aracı boyun ultrasonografisidir. Ultrasonografi tiroid hormon düzeyini göstermez; nodülün yapısını gösterir. Amerikan Radyoloji Koleji'nin yayımladığı ACR TI-RADS sistemi, ultrasonografi bulgularını standart bir dile çevirir: nodülün içeriği (kistik-solid), ekojenitesi, biçimi (enine göre boya oranı), sınır özellikleri ve içindeki ekojen odaklar ayrı ayrı puanlanır. Toplam puan nodülü düşük riskliden yüksek riskliye doğru bir kategoriye yerleştirir ve biyopsi kararı bu kategori ile nodülün boyutunun birlikte değerlendirilmesiyle verilir; kategori yükseldikçe biyopsi için gereken boyut eşiği düşer.
Bu sistemin hastaya sağladığı somut yarar, biyopsi kararının hekimin kişisel değerlendirmesine değil, tanımlı ölçütlere dayanmasıdır. Aynı sistem, biyopsi gerektirmeyen nodüllerin hangi aralıkla ultrasonografiyle izleneceğini de tanımlar. Ultrasonografide ayrıca boyun lenf bezleri değerlendirilir; şüpheli lenf bezi saptanması ameliyatın kapsamını doğrudan etkilediği için ameliyat öncesi boyun haritalaması önemlidir.
İnce iğne aspirasyon biyopsisi ve Bethesda sistemi
İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB), ultrasonografi eşliğinde ince bir iğneyle nodülden hücre örneği alınmasıdır. Lokal anestezi çoğu zaman gerekmez, işlem birkaç dakika sürer ve genellikle iğneyle kan alınmasına benzer bir rahatsızlık verir. Sonuç, dünya genelinde ortak bir dil sağlayan Bethesda sistemine göre raporlanır. Sistemin 2023'te yayımlanan üçüncü baskısında altı tanı kategorisinin her birine tek bir ad verilmiş ve her kategori için beklenen malignite riski güncellenmiştir.
| Kategori | Ne anlama gelir | Genel yaklaşım |
|---|---|---|
| Tanısal değil / yetersiz | Değerlendirmeye yetecek hücre elde edilememiştir | Ultrasonografi eşliğinde biyopsinin tekrarlanması |
| Benign (iyi huylu) | Kanser lehine bulgu yoktur | Ultrasonografiyle izlem; boyut veya yapı değişirse yeniden değerlendirme |
| Önemi belirsiz atipi | Bulgular iyi huylu demeye de kanser demeye de yetmez | Biyopsinin tekrarı, moleküler testler veya tanısal amaçlı cerrahi arasından seçim |
| Foliküler neoplazi | Kapsül ve damar invazyonu ancak çıkarılan dokunun incelenmesiyle gösterilebilir | Genellikle tanısal lobektomi; seçilmiş olgularda moleküler test |
| Malignite kuşkulu | Kanser olasılığı yüksektir ancak kesin tanı konamamıştır | Cerrahi planlama |
| Malign | Kanser tanısı konmuştur | Tipe ve yaygınlığa göre cerrahi planlama |
Her tiroid kanseri hemen ameliyat edilmeli mi? Aktif izlem seçeneği
Küçük, tiroid içinde sınırlı ve düşük riskli papiller kanserlerde, hemen ameliyat yerine yakın ultrasonografik izlem bir seçenek olarak tanımlanmıştır. Japonya'da 1993-2011 arasında düşük riskli papiller mikrokarsinomu olan ve ameliyat yerine izlemi seçen 1235 hastanın izlendiği çalışmada, ortalama 75 aylık takipte hastaların hiçbirinde uzak metastaz gelişmemiş ve hiçbiri papiller tiroid kanserinden ölmemiştir. İzlem sırasında büyüme ya da yeni lenf bezi tutulumu gelişen 191 hasta ameliyat edilmiş; ameliyat sonrasında biri dışında nüks görülmemiş ve bu hastalardan hiçbiri hastalıktan kaybedilmemiştir. Aynı çalışma genç yaşın ilerleme için bağımsız bir risk etkeni olduğunu göstermiştir.
Benzer bir yaklaşım ABD'de de sınanmıştır: 1,5 santimetreye kadar, tiroid içinde sınırlı papiller kanseri olan 291 hastanın izlendiği çalışmada, ortanca 25 aylık takipte tümör çapında 3 milimetre ve üzeri büyüme hastaların yalnızca %3,8'inde görülmüş; kümülatif büyüme oranı 2. yılda %2,5, 5. yılda %12,1 bulunmuştur. İzlem süresince hiçbir hastada bölgesel ya da uzak metastaz gelişmemiştir.
Bu seçeneğin sınırları açıkça belirtilmelidir. Aktif izlem yalnızca belirli ölçütleri karşılayan hastalar için uygundur: tümörün küçük ve tiroid içinde sınırlı olması, ses sinirine ve soluk borusuna komşu bir yerleşimde bulunmaması, lenf bezi ya da uzak metastaz bulgusu olmaması, saldırgan hücre tipi taşımaması ve hastanın düzenli takibi sürdürebilecek durumda olması gerekir. Aktif izlem "tedaviyi bırakmak" değil, planlı ve düzenli bir izlem programını sürdürmektir; ilerleme saptandığında cerrahiye geçilir ve yukarıdaki çalışmalar bu geçişin sonucu kötüleştirmediğini göstermektedir.
Lobektomi mi, total tiroidektomi mi?
Tiroid kanseri cerrahisinin en tartışmalı kararı budur. Lobektomi (hemitiroidektomi) tiroidin yalnızca tümörü içeren yarısının çıkarılması, total tiroidektomi ise bezin tamamının alınmasıdır. Aradaki fark yalnızca ameliyatın büyüklüğü değildir: total tiroidektomi sonrasında ömür boyu tiroid hormonu kullanımı zorunludur, ses siniri ve paratiroid bezleriyle ilgili risk iki taraflı hâle gelir; buna karşılık radyoaktif iyot uygulanabilmesi ve tiroglobulin ile izlem yapılabilmesi için bezin tamamının alınmış olması gerekir.
Amerikan Tiroid Derneği'nin 2015 tarihli kılavuzu bu alanda önemli bir değişiklik yapmış; ekstratiroidal yayılımı ve klinik lenf bezi tutulumu bulunmayan 1-4 santimetre arasındaki tümörlerde başlangıç ameliyatının lobektomi ya da total/totale yakın tiroidektomi olabileceğini belirtmiştir. Daha önceki yaklaşım, 1 santimetreyi aşan papiller kanserlerde total tiroidektomiyi standart kabul ediyordu.
Kanıt tabanı tek yönlü değildir ve iki büyük veritabanı çalışması birbiriyle çelişen sonuçlar bildirmiştir. Ulusal Kanser Veritabanı'ndan 1,0-4,0 santimetre arasında papiller kanseri olan 61.775 hastanın incelendiği çalışmada, çok değişkenli düzeltme sonrasında total tiroidektomi ile lobektomi arasında genel sağkalım açısından fark bulunmamıştır (tehlike oranı 0,96; %95 GA 0,84-1,09; p=0,54); 1,0-2,0 santimetre ve 2,1-4,0 santimetre alt gruplarında da anlamlı fark saptanmamıştır. Buna karşılık aynı veritabanının daha erken bir döneminden 52.173 hastanın incelendiği çalışmada, 1 santimetreden küçük tümörlerde fark bulunmazken 1 santimetre ve üzeri tümörlerde lobektominin daha yüksek nüks ve ölüm riskiyle ilişkili olduğu bildirilmiştir (sırasıyla p=0,04 ve p=0,009).
Bu çelişki, kararın tek bir çalışmaya dayandırılamayacağını gösterir. Uygulamada seçimi belirleyen kalemler şunlardır:
- Tümörün büyüklüğü, tek odak mı çok odaklı mı olduğu ve tiroid kapsülünü aşıp aşmadığı
- Ameliyat öncesi görüntülemede veya ameliyat sırasında saptanan lenf bezi tutulumu
- Patolojide saldırgan hücre alt tipi ya da damar invazyonu bulunması
- Boyun bölgesine radyoterapi öyküsü ve ailede tiroid kanseri öyküsü
- Karşı lobda kuşkulu nodül bulunup bulunmadığı
- Radyoaktif iyot tedavisinin ve tiroglobulinle izlemin planlanıp planlanmadığı
- Ömür boyu hormon kullanımı konusunda hastanın bilgilendirilmiş tercihi
Lobektomi yapılan bir hastada, ameliyat sonrası patoloji beklenenden yüksek riskli çıkarsa ikinci bir ameliyatla kalan lobun alınması (tamamlayıcı tiroidektomi) gündeme gelebilir. Bu olasılığın ameliyat öncesinde konuşulmuş olması önemlidir.
Boyun lenf bezleri ne zaman temizlenir?
Papiller tiroid kanseri öncelikle boyun lenf bezlerine yayılır. Bu nedenle ameliyat planında lenf bezlerinin nasıl ele alınacağı ayrı bir başlıktır ve iki durum birbirinden ayrılır. Ameliyat öncesi görüntülemede ya da ameliyat sırasında tutulum saptanan bölgelerdeki lenf bezlerinin çıkarılması (terapötik diseksiyon) genel kabul görmüş bir uygulamadır. Buna karşılık, hiçbir tutulum bulgusu yokken merkezi bölgenin önleyici amaçla boşaltılması (profilaktik santral diseksiyon) tartışmalıdır: evrelemeyi keskinleştirebilir, ancak paratiroid bezlerinin zarar görme ve ses siniri yaralanması riskini artırır. Karar tümörün büyüklüğüne, hücre tipine ve hastanın risk profiline göre verilir.
Ameliyat öncesinde boyun ultrasonografisiyle yalnızca tiroidin değil, boynun yan bölmelerinin de haritalanması bu nedenle önemlidir. Ameliyattan sonra fark edilen bir lenf bezi tutulumu, yeniden ameliyat gerektirebilir ve ikinci ameliyatlar ilk ameliyattan teknik olarak daha zordur.
Ses siniri ve paratiroid bezleri nasıl korunur?
Tiroid ameliyatının iki teknik belirleyicisi vardır. Birincisi, ses tellerini çalıştıran rekürren laringeal sinirin (ses siniri) korunmasıdır; bu sinirin zarar görmesi ses kısıklığına, iki taraflı yaralanmada solunum sıkıntısına yol açabilir. İkincisi, kanda kalsiyum düzeyini düzenleyen ve tiroidin hemen arkasında yer alan dört küçük paratiroid bezinin ve kanlanmalarının korunmasıdır.
Ses sinirinin korunmasında sinirin gözle görülerek ortaya konması temel yöntemdir. Son yıllarda buna ek olarak ameliyat sırası sinir monitörizasyonu (IONM) yaygınlaşmıştır. Bu yöntemin gerçekten fark yaratıp yaratmadığını sınayan Cochrane derlemesi dürüst bir sonuç bildirmektedir: 1558 katılımcının yer aldığı beş randomize çalışmanın birleştirilmesinde, monitörizasyonun yalnızca gözle tanımaya kıyasla kalıcı sinir felcini (bağıl risk 0,77; %95 GA 0,33-1,77; p=0,54) ya da geçici sinir felcini (bağıl risk 0,62; %95 GA 0,35-1,08; p=0,09) azalttığına dair kesin kanıt bulunamamıştır; kanıtın kesinliği çok düşük olarak değerlendirilmiştir. Yani monitörizasyon yararlı bir yardımcı araçtır, ancak sinir yaralanmasını ortadan kaldıran bir güvence değildir ve cerrahi tekniğin yerini almaz.
Paratiroid bezlerinin korunamaması ya da kanlanmasının bozulması ameliyat sonrasında kanda kalsiyum düşüklüğüne yol açar. 115 gözlemsel çalışmayı birleştiren sistematik derleme ve meta-analizde, tiroidektomi sonrası geçici hipokalsemi ortanca %27 (çeyrekler arası aralık %19-38), kalıcı hipokalsemi ise ortanca %1 (çeyrekler arası aralık %0-3) olarak bildirilmiştir. Aynı çalışmada kalıcı hipokalsemi için bağımsız öngörücüler arasında ameliyat sırasında ikiden az paratiroid bezinin görülebilmesi, kanama nedeniyle yeniden ameliyat, Graves hastalığı ve çıkarılan tiroid dokusunun ağır olması sayılmıştır. Geçici hipokalsemi için ise paratiroid bezinin istemeden çıkarılması, bezin başka bir yere nakledilmesi, Graves hastalığı ve kadın cinsiyet risk etkeni bulunmuştur.
Ameliyat nasıl geçer ve iyileşme nasıl ilerler?
Ameliyat genel anestezi altında, boynun alt kısmındaki bir cilt kıvrımına yerleştirilen yatay bir kesiyle yapılır. Lobektomi genellikle bir ila iki saat, total tiroidektomi iki saat civarında sürer; boyun diseksiyonu eklendiğinde süre uzar. Tipik iyileşme akışı şöyledir:
- Ameliyat günü: birkaç saat sonra ağızdan sıvı alımına başlanır; hasta aynı gün ayağa kaldırılır. Boyunda gerginlik ve yutkunurken rahatsızlık hissi olağandır.
- 1. gün: kan kalsiyum düzeyi ve gerektiğinde parathormon ölçülür. Lobektomi sonrası hastaların önemli bölümü, total tiroidektomi sonrasında ise hastaların çoğu 1-2 gün içinde taburcu edilir.
- İlk hafta: boyun hareketleri kademeli olarak serbestleşir. Ses tonunda hafif değişiklik, çabuk yorulma ve yüksek sesle konuşmakta zorlanma bu dönemde görülebilir ve çoğu hastada geçicidir.
- 1.-2. hafta: yara kontrolü ve patoloji sonucunun görüşülmesi. Total tiroidektomi yapılan hastalarda levotiroksin tedavisi başlanır ve doz ayarı için kan tetkiki planlanır.
- 2.-4. hafta: masa başı işlere dönüş çoğu hastada bu aralıkta olur. Ağır kaldırma ve zorlayıcı spor yaklaşık 3-4 hafta ertelenir.
- Kesi izi: ilk aylarda kırmızı ve belirgin olan iz zamanla soluklaşır; güneşten korunması ve hekimin önerdiği bakımın uygulanması izin görünümünü etkiler.
Sesle ilgili yakınmalar hastaların en çok kaygılandığı başlıktır. Ameliyat sonrası erken dönemdeki ses değişikliklerinin bir bölümü sinir yaralanmasından değil, entübasyondan ve boyun dokularındaki ödemden kaynaklanır ve haftalar içinde düzelir. Kalıcı ses değişikliği daha seyrektir. Yakınma sürüyorsa kulak burun boğaz değerlendirmesi ve ses terapisi devreye girer.
Radyoaktif iyot tedavisi herkese verilir mi?
Hayır. Radyoaktif iyot (I-131), tiroid hücrelerinin iyodu tutma özelliğinden yararlanan bir tedavidir ve papiller ile foliküler kanserlerde kullanılır; medüller ve anaplastik tipte etkili değildir. Uygulanıp uygulanmayacağı tümörün büyüklüğüne, kapsül dışına çıkıp çıkmadığına, lenf bezi tutulumuna, uzak metastaz olup olmadığına ve ameliyat sonrası tiroglobulin düzeyine göre belirlenir. Kararı nükleer tıp ve endokrinoloji bölümleri verir.
Düşük riskli hastalarda bu tedaviden vazgeçilebileceğini gösteren güçlü kanıt vardır. Fransa'da yürütülen randomize çalışmada, tiroidektomi uygulanan düşük riskli hastalar radyoaktif iyot alan ve almayan gruplara ayrılmış; üçüncü yılda işlevsel, yapısal ve biyolojik bulgu içeren bileşik sonlanım açısından olaysız hasta oranı radyoiyot verilmeyen grupta %95,6 bulunmuş ve iki grup arasındaki fark -0,3 puan olarak bildirilerek eşdeğerlik ölçütü karşılanmıştır. Tedavinin uygulandığı durumlarda ise doz sorusu yanıtlanmıştır: 752 hastalık Fransız çalışmasında ve 438 hastalık Birleşik Krallık çalışmasında düşük doz (1,1 GBq) radyoiyot, yüksek doza (3,7 GBq) eşdeğer ablasyon başarısı sağlamıştır. Birleşik Krallık çalışmasında düşük doz grubunda yan etki oranı da daha düşük bulunmuştur (%21'e karşı %33; p=0,007).
Levotiroksin tedavisi ve TSH hedefi
Total tiroidektomi sonrasında vücut kendi tiroid hormonunu üretemez; bu nedenle günlük levotiroksin kullanımı ömür boyu sürer. Lobektomi sonrasında ise kalan lobun üretimi çoğu hastada yeterli olabilir, bir bölüm hastada ise ilaç gerekir. İlaç aç karnına, tercihen sabah ve kahvaltıdan yaklaşık yarım saat önce alınır; kalsiyum, demir ve bazı mide ilaçları emilimi bozduğu için birkaç saat arayla kullanılmalıdır.
Doz yalnızca hormon eksikliğini gidermek için değil, TSH hedefine ulaşmak için ayarlanır. Yüksek riskli hastalarda TSH'nin baskılanması, düşük riskli hastalarda normal aralığın alt yarısında tutulması hedeflenebilir. Baskılamanın bedelsiz olmadığı bilinmelidir: uzun süreli TSH baskılaması kemik yoğunluğu ve kalp ritmiyle ilgili riskler taşır. Bu nedenle hedef sabit değildir; hastalığın izlemdeki durumuna göre zaman içinde gevşetilebilir.
Ameliyattan sonra takip programı nasıl olur?
Tiroid kanserinde takip uzun soluklu bir süreçtir, çünkü nüks yıllar sonra da ortaya çıkabilir. Takibin bileşenleri şunlardır:
- Boyun ultrasonografisi: tiroid yatağının ve boyun lenf bezlerinin değerlendirilmesinde temel yöntemdir. İlk yıllarda daha sık, sonra aralık açılarak sürdürülür.
- Tiroglobulin ve anti-tiroglobulin antikoru: total tiroidektomi ve gerektiğinde radyoaktif iyot uygulanmış hastalarda tümör belirteci gibi kullanılır. Lobektomi yapılan hastalarda kalan doku hormon ürettiği için yorumu farklıdır.
- TSH ve serbest T4: ilaç dozunun hedefe uygunluğunu gösterir. Doz değişikliklerinden sonra genellikle 6-8 hafta içinde tekrarlanır.
- Medüller karsinomda kalsitonin ve CEA: bu tipte izlem tiroglobulinle değil bu iki belirteçle yapılır ve kalıtsal olgular için genetik değerlendirme gerekir.
- Kalsiyum ve D vitamini: paratiroid işlevi etkilenmiş hastalarda düzenli izlenir.
- Gerektiğinde ileri görüntüleme: belirti ya da belirteç yükselmesi varsa tomografi, iyot sintigrafisi veya PET-BT istenebilir; belirti yokken rutin değildir.
Takibin yoğunluğu risk düzeyine göre kişiselleştirilir ve zaman içinde yeniden değerlendirilir. Tedaviye alınan yanıt iyi seyrediyorsa kontrol aralıkları açılır; bu, takibin bırakıldığı anlamına gelmez.
Ankara'da tiroid kanseri değerlendirmesi için nasıl randevu alınır?
Değerlendirme ve planlama görüşmeleri Ankara'da, ATM Plaza, Kızılırmak Mah. 1450. Sok. A Blok No:3/38 Kat:7, Çukurambar/Çankaya adresindeki muayenehanede yapılır. Ameliyatlar hastane koşullarında gerçekleştirilir. Görüşme için randevu formu ya da iletişim sayfasındaki bilgiler kullanılabilir. Kanser ameliyatlarının ortak kuralları ve tümör konseyinin işleyişi onkolojik cerrahi sayfasında anlatılmıştır.
İlk görüşmenin verimli geçmesi için yanınızda bulunması yararlı olan belgeler:
- Boyun ultrasonografisi raporu ve mümkünse görüntüleri; varsa tomografi veya MR kayıtları
- İnce iğne aspirasyon biyopsisi (sitoloji) raporu ve varsa moleküler test sonucu
- Tiroid fonksiyon testleri (TSH, serbest T4), tiroid antikorları ve kalsiyum düzeyi
- Medüller karsinom düşünülüyorsa kalsitonin ve CEA sonuçları
- Daha önce tiroid ya da boyun ameliyatı geçirildiyse ameliyat notu ve patoloji raporu
- Düzenli kullanılan ilaçların listesi ve varsa kan sulandırıcı kullanımı
- Ailede tiroid kanseri veya boyun bölgesine radyoterapi öyküsü
Ödeme seçenekleri ve anlaşmalı kurumlar hakkında bilgi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.
Kaynaklar, tıbbi feragat ve içerik sorumluluğu
- Haugen BR, Alexander EK, Bible KC, ve ark. 2015 American Thyroid Association Management Guidelines for Adult Patients with Thyroid Nodules and Differentiated Thyroid Cancer. Thyroid. 2016;26(1):1-133. doi:10.1089/thy.2015.0020 (PMID: 26462967)
- Filetti S, Durante C, Hartl D, ve ark. Thyroid cancer: ESMO Clinical Practice Guidelines for diagnosis, treatment and follow-up. Ann Oncol. 2019;30(12):1856-1883. doi:10.1093/annonc/mdz400 (PMID: 31549998)
- Tessler FN, Middleton WD, Grant EG, ve ark. ACR Thyroid Imaging, Reporting and Data System (TI-RADS): White Paper of the ACR TI-RADS Committee. J Am Coll Radiol. 2017;14(5):587-595. doi:10.1016/j.jacr.2017.01.046 (PMID: 28372962)
- Ali SZ, Baloch ZW, Cochand-Priollet B, Schmitt FC, Vielh P, VanderLaan PA. The 2023 Bethesda System for Reporting Thyroid Cytopathology. Thyroid. 2023;33(9):1039-1044. doi:10.1089/thy.2023.0141 (PMID: 37427847)
- Nikiforov YE, Seethala RR, Tallini G, ve ark. Nomenclature Revision for Encapsulated Follicular Variant of Papillary Thyroid Carcinoma: A Paradigm Shift to Reduce Overtreatment of Indolent Tumors. JAMA Oncol. 2016;2(8):1023-1029. doi:10.1001/jamaoncol.2016.0386 (PMID: 27078145)
- Davies L, Welch HG. Current thyroid cancer trends in the United States. JAMA Otolaryngol Head Neck Surg. 2014;140(4):317-322. doi:10.1001/jamaoto.2014.1 (PMID: 24557566)
- Vaccarella S, Franceschi S, Bray F, Wild CP, Plummer M, Dal Maso L. Worldwide Thyroid-Cancer Epidemic? The Increasing Impact of Overdiagnosis. N Engl J Med. 2016;375(7):614-617. doi:10.1056/NEJMp1604412 (PMID: 27532827)
- Lim H, Devesa SS, Sosa JA, Check D, Kitahara CM. Trends in Thyroid Cancer Incidence and Mortality in the United States, 1974-2013. JAMA. 2017;317(13):1338-1348. doi:10.1001/jama.2017.2719 (PMID: 28362912)
- Ito Y, Miyauchi A, Kihara M, Higashiyama T, Kobayashi K, Miya A. Patient age is significantly related to the progression of papillary microcarcinoma of the thyroid under observation. Thyroid. 2014;24(1):27-34. doi:10.1089/thy.2013.0367 (PMID: 24001104)
- Tuttle RM, Fagin JA, Minkowitz G, ve ark. Natural History and Tumor Volume Kinetics of Papillary Thyroid Cancers During Active Surveillance. JAMA Otolaryngol Head Neck Surg. 2017;143(10):1015-1020. doi:10.1001/jamaoto.2017.1442 (PMID: 28859191)
- Adam MA, Pura J, Gu L, ve ark. Extent of surgery for papillary thyroid cancer is not associated with survival: an analysis of 61,775 patients. Ann Surg. 2014;260(4):601-605. doi:10.1097/SLA.0000000000000925 (PMID: 25203876)
- Bilimoria KY, Bentrem DJ, Ko CY, ve ark. Extent of surgery affects survival for papillary thyroid cancer. Ann Surg. 2007;246(3):375-381. doi:10.1097/SLA.0b013e31814697d9 (PMID: 17717441)
- Cirocchi R, Arezzo A, D'Andrea V, ve ark. Intraoperative neuromonitoring versus visual nerve identification for prevention of recurrent laryngeal nerve injury in adults undergoing thyroid surgery. Cochrane Database Syst Rev. 2019;1(1):CD012483. doi:10.1002/14651858.CD012483.pub2 (PMID: 30659577)
- Edafe O, Antakia R, Laskar N, Uttley L, Balasubramanian SP. Systematic review and meta-analysis of predictors of post-thyroidectomy hypocalcaemia. Br J Surg. 2014;101(4):307-320. doi:10.1002/bjs.9384 (PMID: 24402815)
- Leboulleux S, Bournaud C, Chougnet CN, ve ark. Thyroidectomy without Radioiodine in Patients with Low-Risk Thyroid Cancer. N Engl J Med. 2022;386(10):923-932. doi:10.1056/NEJMoa2111953 (PMID: 35263518)
- Schlumberger M, Catargi B, Borget I, ve ark. Strategies of radioiodine ablation in patients with low-risk thyroid cancer. N Engl J Med. 2012;366(18):1663-1673. doi:10.1056/NEJMoa1108586 (PMID: 22551127)
- Mallick U, Harmer C, Yap B, ve ark. Ablation with low-dose radioiodine and thyrotropin alfa in thyroid cancer. N Engl J Med. 2012;366(18):1674-1685. doi:10.1056/NEJMoa1109589 (PMID: 22551128)
- Wells SA Jr, Asa SL, Dralle H, ve ark. Revised American Thyroid Association guidelines for the management of medullary thyroid carcinoma. Thyroid. 2015;25(6):567-610. doi:10.1089/thy.2014.0335 (PMID: 25810047)